25 Nisan 2014 Cuma

DÜNYADA VARLIKLARINI BİLMEKTEN MUTLU VE UMUTLU  

OLDUĞUMUZ İNSANLAR




ÇÖLÜ DURDURAN ADAM

 
Yacouba Sawadogo, Afrika'nın sıradışı kişiliklerinden biri. Bilimadamlarının ve çevre kuruluşularının bile çaresiz kaldığı çevre sorunlarına geleneksel yöntemlerle çözüm üretmeyi başaran bir kahraman... İhtiyar çiftçi, Burkino Faso'nun kuzeyindeki tarım arazilerinde uzun süredir devam eden çölleşmeyi durdurabilen kişi olarak biliniyor... Bölgedeki toprak, uzun yıllar içinde aşırı ekim, aşırı otlatma ve aşırı nüfus yoğunluğu nedeniyle giderek sertleşmeye, verimsizleşmeye ve sonunda çölleşmeye başlamıştı... Ulusal ve uluslararası araştırmacılar tarafından uzun yıllardır devam eden çalışmalar ise, toprağı kurtarmak için yeterli olmuyordu. Umutlar giderek tükenmekteydi. Ta ki Yacouba Sawadogo adlı bir adam, 1980'li yıllarda ortaya çıkıp da, çölleşmeye karşı kendi geleneksel yöntemleriyle savaşmaya karar verene kadar. Yacouba'nın kullandığı teknikler oldukça eski ve garipti; bu yüzden bölgedeki çiftçiler tarafından alay konusu oldu. Fakat yıllar içinde ferk edildi ki, Yacouba'nın inatla uyguladığı teknikler, ormanı yeniden var etmeyi, toprağı yeniden zenginleştirmeyi başarmıştı. Yacouba tek başına çölü durdurmuştu. Yöntemi ise oldukça basitti. Eski Afrika tarım pratiği olan "Zai" tekniğine göre, önce sertleşmiş zemine büyük bir çukur açılıyor, sonra içine bitki artıkları ve gübreden oluşan bir karışım yerleştiriyordu.İçine ise bölge şartlarına uygun, dayanıklı ağaç türlerinin tohumlarını koyuyordu. Yağmurlu mevsimlerde suyu emen ve muhafaza eden delikler, kurak dönemlerde bitki için gereken nem ve besini sağlıyordu. Zai tekniğine göre, zeminin 'kurak mevsimde' hazırlanması gerekiyordu. Ki bu da, bölgede uygulanan tekniğin tam tersiydi. Hiç kimse inanmasa da, o inatla çalışmayı sürdürdü. 20 yıl içinde kuraklıktan zarar görmüş 120 dönümlük kurak araziyi, 60 ayrı tür ağaçtan oluşan yeşil bir alana dönüştürmeyi başardı. Bir adamın tek başına yarattığı bu mucize bilimadamlarını da şaşırtmıştı. Doğal Kaynaklar Uzmanı Chris Reji, süreci şöyle özetledi: "Bölgede, binlerce hektarlık alan tamamen verimsiz halde. Ama Yacouba'nın teknikleri uygulanırsa, bu topraklar yeniden canlanabilecek" Bu durum uluslararası kuruluşları da harekete geçirdi. Mark Dodd imzalı bir belgesele de konu olan Yacouba ise, ziyaretçilere kendi özel tekniklerini öğretmeyi sürdürüyor! Çevre köylerden birçok çiftçi Yacouba'yı ziyaret ederek tohum kalitesi, ekim yöntemleri ve diğer konularda ondan bilgi alıyor. Bir eğitim programı başlatmak ve tüm bölgeyi dönüştürmek istediğini belirten yaşlı çiftçi, "Eğer kendi köşenize çekilirseniz, bildiklerinizin insanlığa hiçbir faydası olmaz" diyerek çalışmalarını ölene dek sürdüreceğini belirtiyor.

Phaselis İnisiyatifi sayfasından alınmıştır.

23 Nisan 2014 Çarşamba

23 NİSAN ulusal egemenlik ve çocuk bayramı

Çocuklarımızın,torunlarımızın ve gelecek tüm nesillerin sevgi,barış,eşitlik ,güven ve doğruluk içinde hep birlikte kutlayabileceği sonsuz bayramlar diliyorum...




Annesi gül koklasa,ağzı gül kokan çocuk; Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk...
Necip Fazıl Kısakürek

Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden...
Ölümsüz ağaçlar dikecekler.
Nazım Hikmet Ran

bense, yulaf kokan
dağlı ellerinde
dolaşmak gibi kolaydır
sanırdım yaşamak ve sana kansız
bir gökyüzü...
getirirdim
getirebilsem ah,
- avlusunda çocukların
korkmadan oynadığı -
lalelerle
donanmış simli bir gökyüzü.
Behçet Aysan

Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü,yıldızı ve ikbal ışığısınız.
Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.
Kendinizin Ne Kadar Önemli, Değerli Olduğunuzu Düşünerek Ona Göre çalışınız.
Sizlerden Çok Şey Bekliyoruz.
ATATÜRK




6 Nisan 2014 Pazar

                                                  BEN BİR SAĞIR KURBAĞAYIM

                                                                           Size de tavsiyemdir ;)



Kurbağalar ülkesinde, çok dik bir tepeye çıkma yarışması yapılıyormuş. Çıkılması istenen zirve, gerçekten de çıkılması çok zor bir yermiş.

Ülkenin en sportif, atletik kurbağaları uzun süre bu yarışa hazırlık için antrenman yapmışlar.

Ve nihayet yarış zamanı gelmiş.

Çok kalabalık bir kurbağa topluluğu bu yarışı izlemek için ülkenin dört bir bucağından yarış alanına toplanmışlar. Ancak seyirciler, bu zor yarışı kimsenin bitirebileceğine inanmıyorlarmış.

Başlama ateşiyle zorlu yarışa başlanmış.

Koşu kenarındaki seyirciler, koşan kurbağalara “Boşuna koşma zaten bitiremezsin. Kazanamayacaksınız. Oraya hiç kimse çıkamaz” diye bağırıyorlarmış."Çok zor,nasıl olur,mümkün değil,ha şimdi düşecekler işte....."

Bir süre sonra kurbağalar; “Evet doğru, oraya çıkmak mümkün değil” düşüncesiyle teker teker pes etmeye başlamışlar.

Sonuçta zirveye sadece bir kurbağa tırmanmış.

Ülkenin önde gelen basın yayın mensupları, şampiyon kurbağanın yanına koşuşmuşlar.

“Bu imkansız yarışı nasıl kazandınız, bu işin sırrı nedir?” diye sormuşlar, fakat şampiyon kurbağadan hiçbir cevap alamamışlar.

Çünkü şampiyon kurbağa, sağırmış.