30 Kasım 2012 Cuma

dün ve bugün

biter

kalkılır bir yerde, kalır oyuncak,
kurgular biter.
ölüm... o geldi mi ne var korkacak?
korkular biter.

fikir, açmaz artık beyinde kuyu;
burgular biter.
unuturuz hayat adlı uykuyu,

uykular biter.

biter, her şey biter; ses, şekil ve renk,
kokular biter.
kabir sualiyle kapanır kepenk,
sorgular biter.

necip fazıl kısakürek













   



    Bir dedenin ardından buruk bir büyümedir son veda,bir babanın ardından "çınarım gitti" diye kanamasıdır kızın yüreğinin ve bir kocanın ardından "daha güzel günler vardı" diye serzeniştir ölüm denen...herşeye rağmen devam eden hayattır ...Bir adım daha yol almaktır her acı...Yürek yüreğe yola devam demektir kardeşlik...

ölüm güzel şey budur perde arkasından haber,
hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber.
N.F.K.

(canım kardeşim Ümran ve ailesine..)



27 Kasım 2012 Salı

gitmek istemelere devam2:)

  Elimden gelse sırtımda çanta,durmadan gezen bir seyyah olurdum:)Ama elimde toz bezi,diğerinde süpürge veya fırçayla ev tadilatına devam etmek zorundayım:)Sadece harika mekanların fotoğraflarına bakıp hayal kurmakla yetinmeliyim şimdilik...Buyrun beraber kuralım hayalleri:)

                   Afyonkarahisar-İscehisar bölgesi peri bacaları                  


                    Gelmerbahn - İsviçre...dağların ağaçların arasına böyle dalmak harika olabilir:)




















                                   Gold coast-Queensland-Avustralya






                                                         Hannover new city hall-Almanya



Hokkaido-Japonya



 Hillier-Avustralya


















                                               Iguazu şelalesi-Brezilya ve Arjantin sınırında




                                                            Kaya kale-İskoçya

















                                                          Kekova-Demre-Antalya-Türkiye



Machu Picchu, Peru.

Merzouga, Morocco - Fas


Mostar Köprüsü, Bosna Hersek



Playa escondida en Punta Mita,México


Not:görsel ve bilgileri için başvurduğum yeri merak edenler varsa buyrun:)




23 Kasım 2012 Cuma

Türk oyunlarından hangisini bilirsiniz?

Türklerin tarihi zeka oyunu Mangala


Sakalardan, Göktürklerden Karahanlılara, Selçuklulardan Osmanlılara 4 bin yıldır oynanan Türklerin zekâ ve strateji oyunu Mangala, Taksim'de yapılacçak turnuva ile eski görkemli günlerini yaşamaya hazırlanıyor.


Osmanlı'nın zeka oyunu mangala popüler oldu. Orta Asya'da çobanlar tarafından geliştirildiği kabul edilen mangala zeka ve stratejiye dayanıyor. Oyunu tekrar gündeme taşıyan Serdar Asaf ve Serkan Aziz Ceyhan, mangalanın Osmanlı'da tavla ve satranç kadar yaygın bir oyun olduğunu söylüyor

Serdar Asaf ve Serkan Aziz Ceyhan kardeşler İstanbul'un tarihini araştırdıkları bir proje için Osmanlı kaynaklarını incelerken birçok minyatürde bir detay dikkatlerini çeker. Kahvehane, ev ve çarşıdaki kalabalığı resmeden minyatürlerde, onca insan arasında iki kişinin, üzerinde çok sayıda çukur olan bir tahtanın önüne karşılıklı oturmuş hali gözlerinden kaçmaz. Birçok minyatürde küçük bir ayrıntı olarak yer alan bu tahtanın başına oturan iki kişinin ne yaptığını merak eden Ceyhan kardeşler araştırmaya başlar. Ardından bu oyunun eski bir zeka oyunu mangala olduğunu öğrenip 1970'lerden sonra unutulan oyuna yeniden hayat verdiler.


ÇOBANLAR BULMUŞTU

Mangala Türk zeka ve strateji oyunu ile ilgili tarihi araştırmalar, oyunun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Günümüzde pek çok Türk halkı tarafından unutulan bu oyun, konargöçer bozkır hayatını son yüzyıllara kadar devam ettiren Kazak, Kırgız, Türkmen ve Altay gibi bazı Türk halkları arasında günümüze kadar gelmiştir.

Türkler yerleşik hayata geçip, şehirlerde yaşamaya başladıktan sonra da bu oyunu oynamaya devam etmişlerdir. Nitekim Karahanlılar, Selçuklular ve nihayet Osmanlıların da Mangala adıyla oyunu devam ettirdiğini görüyoruz. Bunu XVI. yüzyıla ait Osmanlı minyatürlerinden de izlemek mümkündür.

Serkan Asaf Ceyhan mangalanın özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde kahvehanelerde tavla ve satranç kadar yaygın bir oyun olduğunu söylüyor. Ceyhan oyunu nasıl farkettikleri şöyle anlatıyor: "İstanbul'un tarihiyle ilgili bir araştırma yaparken mangalayı fark ettik. 1582 Surname-i Hümayun adlı eserde mangala oynadıklarını gördük. 1554 yılında dünyanın ilk kahvesi İstanbul'da açılıyor, o kahvelerde mangala oynandığını öğrendik. Türklere ait bir zeka ve strateji oyunuyla karşı karşıydık. Oyunu 2010 Avrupa Kültür Başkenti için proje olarak sunduk ve kabul edildi ama daha sonra iptal edildi. Biz de 'O kadar emek verdik, bari bunu şekillendirelim' dedik. Çünkü mangala 20'nci yüzyılın başında iskambil kağıtlarının gelişiyle unutulmuştu. Günümüzde Anadolu'da 60-70 yaşındaki dedeler dışında kimse bilmiyor."

Orta Asya'da Türk çobanları tarafından geliştirdiği kabul edilen mangalanın diğer oyunlardan farkı dağdaki çobandan 70 yaşındaki bilgine, saraydaki hanım sultandan altı yaşındaki çocuğa her yaştan ve kültürden insanın oynayabilmesi. Bir başka özelliği ise bu oyunun toprağa karşılıklı altı çukur açıldıktan sonra etraftan toplanacak küçük çakıllarla bile oynanabiliyor olması. Öz Türkçe'de oyunun adı ise dokuz kumalak... Kumalak, keçi ve koyunların tezeklerine deniliyor. Hareket ettirmek anlamına gelen mangalaya Anadolu'da farklı isimler verilmiş; kuyu ve güç oyunu ise en yaygın kullanılanları.

Mangalaya güç oyunu denmesinin sebebi ise zeka ve stratejiye dayalı bir oyun olması. Zaten Türkler oyunda kullanılan her bir taşa asker, çukurlara otağ adını vermiş.

Ceyhan kardeşlerin merakı sonucu tekrardan keşfedilen mangala günümüzde alışveriş merkezleri düzenlenen organizasyonlarda, kafelerde ve okullarda oynanıyor. Orta Asya ülkelerinde mangalanın spor olarak kabul edildiğini ve federasyonlarının olduğunu anlatan Ceyhan "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'yle irtibata geçtik. Mangalanın ders olarak okutulmasını ve federasyonun kurulmasını istiyoruz. Bize ulaşan kafelere, okullara ve alışveriş merkezlerine gidip oyunu öğretiyoruz" diyor.

50 BİN KİŞİ OYNUYOR
Türkiye genelinde şu an mangalayı oynayan 50 bin kişi olduğunu belirten Ceyhan şöyle devam ediyor "Yakın tarihte Marmara, İstanbul ve Ankara üniversitelerinde öğrenci kulüplerini kuruyoruz. İnsanlara 'Mangala diye bir oyun var' dediğimizde olumlu tepkiler veriyorlar. Eski bir Türk oyunu olduğunu duyunca şaşırıyorlar. Bu oyun keyifli vakit geçirmeniz dışında zekanızı geliştirmeye yarıyor."

Taşları hazineye toplayan kazanıyor
Mangala tahtası karşılıklı altışar çukurdan oluşuyor. Oyuncuların kazandığı taşları koyması için iki tane de yanlara büyük çukur açılıyor. Buraya hazine deniyor. Oyun 48 taşla oynanıyor. Her çukura dört tane taş konuluyor. Taşlar hazineye toplanmaya çalışılıyor. İlk oyuncu istediği çukurdan dört adet taşı alıyor ve birini aldığı çukura bırakarak sağ tarafa doğru (saat yönünün tersine) dağıtmaya başlıyor. Başladığı çukura taş koymak, Türklerin baba ocağını terk etmeme geleneğinden geliyor. Oyuncunun elindeki son taş hazinesine denk gelirse oyuncu bir kez daha oynama hakkını elde ediyor. Oyuncunun elindeki son taş, rakip tarafın herhangi bir çukurundaki taşların sayısını çift yaparsa oyuncu, o çukurdaki tüm taşları alarak kendi hazinesine koyuyor. Çift yapma kuralı ise Türk inanç ve devlet sistemi tarihinde ikili anlayışı sembolize ediyor. Oyunculardan herhangi birinin sırasındaki taşlar bittiğinde oyun sona eriyor. Taş sayısı 25 ve daha fazla olanlar kazanıyor.


(şubat2010 haberlerinden alıntıdır...istedim ki kökenlerden gelen kültür öğelerimize yabancı kalmayalım.)

mangala bizden bir parçaysa sahip çıkalım bu zeka geliştirici oyunumuza.



THK'NIN İLK YERLİ UÇAĞININ İSMİ BELLİ OLDU


Türk Hava Kurumu (THK), tarafından tasarlanan ilk yerli uçağa ''Türkkuşu'' isminin verilmesi kararlaştırıldı.
THK tarafından tasarlanan ilk yerli uçağa isim vermek üzere başlatılan anket çalışması
 sona erdi. THK'nın internet sitesinde başlayan ve 6 ay süren anket çalışmasına 2 bin 616 kişi görüş bildirdi. Oluşturulan heyet teklifleri titizlikle değerlendirdi ve 21 kişi tarafından teklif edilen ''Türkkuşu'' isminin uçağa verilmesi kararlaştırıldı.






"Türkkuşu" ismini öneren 21 kişi arasında noter huzurunda çekili ş yapılarak bir asil bir de yedek talihli seçildiği belirtilen açıklamada, çekiliş sonucu seçilen Mehmet Onur Uyar'ın 2014 yılında yapılacak ilk resmi uçuşta yer alacağı ifade edildi. 

22 Kasım 2012 Perşembe


tembel hayvan yavrusu:)

    Zaten büyük olmalarına rağmen şirin olan bu ağırcanlı hayvanlar sevilmeyecek gibi değil.Bir de minik yavrusunu seyredince insan gidip mıncırmak istiyor:)Zaten modum da bu:)Onca işin içinde tek düşünebildiğim uyumak:)Gerçek bir uyurgezerim sanırım.Bir yandan uyurken bir yandan şantiyeyi silip,yerleştirme yapabilen bir canlı türüne aitim.Bilim dünyasından ilgililere duyrulur:)



verdiği bilgilerle daha aydınlatıcı bir video daha:))



21 Kasım 2012 Çarşamba

20 Kasım 2012 Salı

meraktayım

    Acaba şu an durum nedir?Yarın sabah ilgili yerleri arayıp soracağım durumu.sizlere de bildireceğim.Peki içinizden konuyla ilgili bilgisi olan var mı? :)

Sağlık Bakanlığı'na bağlı doğumevi ve hastanelerde gebeler için ücretsiz olarak verilecek. Amaç normal doğumu kolaylaştırmak ve teşvik etmek. pilates resmen ilk kez devlet tarafından kabul gördü.
Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Eğitim Hastanesi normal doğumu kolaylaştırmak ve teşvik etmek için hastalarına ücretsiz 'gebe pilates' eğitimi vermeye başladı. Bugüne kadar sadece özel hastanelerde uygulanan sisteme göre, hastaneye rutin kontrole gelen her hamile kadın, isterse bekleme süresini pilates yaparak geçirebilecek.
pilates gebelerde duruş bozukluklarını düzelterek, bel, sırt omuz ağrılarını azaltmanın yanı sıra bebeğin anne karnında daha iyi beslenmesini sağlamanın yanında doğum sancı süresini azaltır ve doğum sonrası karın sarkmalarını engeller. 15'inci haftadan itibaren tüm hamileler doktor onayı alarak pilates uygulamasına başlayabilir.

Milliyet haber-24-02-2011

23-11-2012 de ANTALYA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDEN ARAŞTIRMA VE SAĞLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ 
'NDE ÇALIŞAN ADEM ÖZER BEYFENDİ VE ANTALYA EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ İLE YAPTIĞIM TELEFON GÖRÜŞMELERİNDEN ANLADIĞIM KADARIYLA BÖYLE BİR UYGULAMA HAYATA GEÇMEMİŞ...:(OYSA NE GÜZEL VE SAĞLIKLI BİR SEÇİM YAPILMIŞ OLURDU HAMİLELERİMİZ ADINA:(

şeker yememek için 66 neden.


-Özellikle herşeyden çok yemek zararlı,bunu biliyoruz...ama yüzyılımızın asıl dertlerinden biri şeker üzerine...ilk zamanlarda nasıl üretiliyorsa öyle üretim ve tüketim yapılsaydı belki bu kadar zararlı olmayacaktı.oysa günümüzün bol işlemden geçmiş,bembeyazlatılmış şekeri gayet tehlikeli...bu da yetmezmiş gibi şekerimsi maddeler de icat edildi ve şu ünlü şuruplar hayatımıza zorla sokuldu...velhasıl aslında doğamızda sadece meyve ve sebzelerden almamız gereken şekeri çok fazlasıyla alır olduk.ama bu yüzyıl içinde evrimleşemezsek tüm iç organlarımızla birlikte çürüyeceğiz...Azaltalım artık şekeri.-

Şekerin zararları:1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.
6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.9. Şeker böbreklere hasar verebilir.10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.16. Şeker gözleri bozabilir.17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.28. Şeker astıma sebep olabilir.29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.33. Şeker apendisite yol açabilir.34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.49. Şeker DNA yapısını bozabilir.50. Şeker katarakta sebep olabilir.51. Şeker amfizeme sebep olabilir.52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.58. Şeker pankreasa zarar verebilir.59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.64. Şeker depresyona sebep olabilir.65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.

Şekerin gizli isimleri:Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.

Şekerin vücudunuza zararları• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.

Her yerde “şeker” var.Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.

Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı şekerin zararları:Özellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor...

(ilk paragraf hariç,alıntıdır.)

gitmek istemelere devam:)




Amasya-Türkiye


Bolgheri, Tuscany, Italy - İtalya


Cala Salada, Ibiza, İspanya.


Clifftop, Meteora, Greece - Yunanistan


Dubai


Eyfel-Paris-Fransa


El Camino del Rey (Kral yolu) - Malaga, İspanya



18 Kasım 2012 Pazar

gitmeli gitmeli:)



    Ev darmadumanken ve günde 3 kere tüm silinecek yerleri silmekle kendini bitirmeye çalışırken,geceleri artık iple değil,urganla,gemici halatlarıyla çeker oldum :) Zaten gece çocuğuyumdur.Gece daha iyi anlar,daha çok iş çıkarır ve daha üretken olurum.Belki de el ayak çekildiği için,kendimle başbaşa kalabildiğim içindir..Sebebi neyse ne,geceleri çok severim ama keşke uykuya da bir çare bulabilseydim...Bir zamanlar uykusuzluk hiç etkilemezken artık gündüzleri başka diyarlara gitmeye niyetleniyorum:)Gerçi bunun için uykusuz kalmama gerek de yok,hep aklımda ve içimde var bu niyet;)Dünyanın her köşesinden güzellikleri paylaşayım arada sizlerle de biraz olsun rahatlayayım...gözlere şenlik,gönüllere ziyafet:)


Cennete giden yol-Oahu adası-Hawaii  
Yolun sonunu merak etsem de ürperti vermiyor diyemeyeceğim...:)


Hachimantai yaylası,Iwate-Akita,Japonya


Tekapo gölü,Yeni Zelanda

şimdilik bu kadar diyelim,yeni mekanlarda buluşmak üzere:) Ben farklı boyutlara geçmek üzereyim..zzzzz....:)

15 Kasım 2012 Perşembe


"Kötülük etmeyi istememek başka,bilmemek başkadır."     Seneca

  Günümüzün her  saatini sevgiyle dolduralım.Bilinçli olarak sevgiyi tercih etmek elbette bambaşka..:)


13 Kasım 2012 Salı

güneş tutulması

     İlla olumsuz bişeyler çıkartmaya çalışmayalım hiç...Bu tutulma yeni başlangıçlar getirecek hayatlarımıza..güneş ve ay aynı konumda buluşuyor,gökyüzünün iki gözü bir hizaya geliyor:)herkes inancınca dua etmeli:)Herşey gönlümüzce olsun.Amiiin:)
     Şenay Hoşman Yangel'in tavsiyesini ben de sizlerle paylaşmak istedim:
Güneş tutulmasında okunması gereken dua: 13 Kasımda başlayacak ve 13'nü 14'ne bağlayan geceye kadar devam edecek. Saat: 22:12 02:30 arası Hasbiyallahu La ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşıl azim ve la havla ve la kuvvetle illa billahil aliyil azim. Tutulma esnası boyunca okuyamaya devam edebilirsiniz.


hepimiz ve her şey birbirine bağlı



12 Kasım 2012 Pazartesi

gece iyi gider



bu kafa dağılmalı....:P

        Allah'ım,terslik üstüne terslik geliyor.Biliyorum gökyüzündeki konumlar,merkür'ün gerilemesi bir sürü aksaklık hediye ediyor:)İnanıyorum ki olması gereken bu..Ama şu  işlerden sağ salim çıkmayı diliyorum...Bugün yine servisler geldi yarım iş yapabildiler,hatta kimisi gelmedi filan..Olsun...:)Ben şimdi oturup ağlayayım mı?:)Hiç yapamayacağım,zaten başım dönüyor,ağlamaya bile halim yok.Oturup bir şeylere bakayım dedim ki ne göreyim:)))Bir KORE'li grup..Ama resmen grup değil koloni:))Şirin bir koloni:)Kızlar kolonisi...Ardından da bir erkekler grubu:)Sizlerle paylaşmak istedim..Buyrun efendim:)








uykuuuu~~~

     Lütfen eğer vaktiniz varsa uyku saatlerinizi boş dünya işlerine harcamayın..Sonra çoook pişman oluyor insan:((Bir fırsat bulsam 3 gün kalkmayacağım uykudan:(




11 Kasım 2012 Pazar

tadilat görüntüleri


    Tadilatın öncesini çekmek aklıma gelmedi ama tadilat sırasında foto çekmek aklımda:)1.safha ve 2.safhasından kareler paylaşacağım sizlerle....Bir de kesinlikle bilinmesi gereken şu ki,sakın kapıları tadilat sırasında söktürüp boyaya filan yollamaya kalkmayın:(( Evdeki en uç dolabın en içine kadar incecik tozla kaplandım:'(......
işte inşaatımızdan görüntüler:)ekran ayarlarınızla oynamayınız.gördüğünüz bulanıklık ortam tozundan kaynaklanmakta olup size bir zararı yoktur.bizi ilgilendiren bir konu:)))boyamaya giden kapıların yerine çarşaf germeye çalışan zatı muhterem dost,akraba ve arkadaşlarıma  tanıdık gelebilir:)

şimdi de bu hallerdeyiz:)





   

9 Kasım 2012 Cuma

su gibi hassasiyet

   Evim deliler gibi tadilat işgali altındayken,hatta şantiye haline dönüşmüşken,sudan,banyodan,hatta yemek pişirmekten mahrumken,ev ustalarla kaynarken,herşeyi bırakıp (suya sabuna hasret:) )Şems-i Tubanın aralık sayısının konusu olan su,suda yaşam,balıklarla ilgili olarak şehrimde ilk akla gelen denizden başka ne olabilire cevap ,dünyanın en büyük tünel akvaryumuna sahip olan Antalya Aquariuma koştum bugün.
  Gerçekten çok büyük bir görkeme sahip olduğunu bildiğim,sadece balık görmek,göstermek amacı taşımayan,bünyesindeki canlıların ihtiyaçlarına da hassasiyet gösteren,illa gidilmesi gereken bir yer..Görsel olarak, italyan tasarımcının elinden çıkmış su altı tabiatının taklitleriyle insan mest oluyor...Ayrıca sadece gezmek ve" bir kere gördük tamam" dedirtmek de istemiyor bu işletme.Çocuklar için oyun alanları,Antalya gibi kar görmeyen bir şehir için kar dünyası ve kaliteli yeme-içme mekanlarıyla insanların bir buluşma noktası ....Dahası da var ama benim kalkıp temizlik yapmam lazım:)Sadece şunu belirtmek isterim ki,bunun gibi büyük ve canlılık ihtiva eden bir işletmenin başına getirilen satış ve pazarlama müdürü de olması gerektiği gibi olmuş.Tebrik ve teşekkür etmeden geçemem sayın İsmail Arık'a...Gösterdiği misafirperverlik,verdiği bilgiler ve işine gösterdiği hassasiyetle "şükür hala böyle insanlar var"dedirttiği için sağolsun,sağlıklı olsun...
 Suya dair yazacak,araştırılacak,öğrenilecek daha çok şey var...Kısmetse başka yazılara;)...Sağlıkla kalın.









   

7 Kasım 2012 Çarşamba

Yeni

    Her şeyin yenisi güzeldir ya yenilemek de güzeldir..İnsan bazen kendini yenilemeli,daha iyiye gitmek için silkinmeli.Bazen de etrafındaki eşyaları hatta evini yenilemeli:) Eğer yenisini alacak değilseniz bizzat evinizin boyalarını,seramiklerini,vitrifiyelerini yenileyin:)Tabi bu arada"acaba kime naptım da,evin içinde yaşarken tadilat görsün inşallah"diye bir beddua aldım diye de düşünün:))Bu hengamenin ne zaman biteceğini de bilemeyin,ufaktan delilik sınırlarına dayanın...Olsun,siz ne dersiniz bilemiyorum ama etrafımızdaki herşeyin bizle ilgili kayıtlar alıp zamanla dolup,ağırlaştığına inanıyorum ben...Yeni sayfalar açacağımız için mutluyum:)Daha da güzel bir sürü anı doldurmak istiyorum:)Ama önce dünya kadar iş yapılması lazım:)Tüm tadilatçılara kolay gele:)
    
(Ünlü evim şahane programından aldığım temsili bir resim:)) Yakında benim evimdeki gerçek görüntüleri de yüklerim belki;)

5 Kasım 2012 Pazartesi

Türkiye'de sporcu yetiştirmek

neredeyse imkansız azizim...çok özel uğraş ,çaba ve fedakarlıklarla yetişiyor yetişenler ve kimbilir ne yetenekli çocuklarımız sistemin içinde eriyip,keşfedilemeden,içindekinden başka bir işle meşgul olup,bir tarafı eksik,mutsuz büyükler olarak yaşıyor....Avrupada spor yapabilen çocuklar yatılı ve herşeyinin karşılandığı özel spor okullarında,güvence altında yapması gereken kadar antremanlarla meşgul oluyor...Bizdeyse spor okullarımızdan bile sporcu çıkması imkansız,çünki sistemdeki sınav ve ders yüküyle uğraşıp,branşlaşma ve antreman yapma ihtiyaçları sıfır olarak algılanıyor...Yazık bize yazık.....

4 Kasım 2012 Pazar

yeniden...

  Uzuuun bir aradan sonra nihayet geri dönüyorum yazmaya...Bu sefer öyle herşeyleri yazıp dökmek gibi bir büyük lokma yeme durumum olmayacak..Zira ne kadar özenip,isterse insan o kadar ters gidiyor herşey.Ben  şöyle yavaş yavaş,ne kadar becerebilirsem o kadar paylaşayım .
  Aklımda  geçen hafta gittiğimiz ve damaklarımızda bayram şenliği yaratan,gözlerimize de "mm pek güzel"dedirten bir mekan kol geziyor:)İnsanın yine gidesi hep gidesi geliyor...Mekan ,batının bufalo salonları gibi country müzik eşliğinde,et ve tavuk menüsü yapan,Sendra botları ve harika The mountain tişörtleri satan,güleryüzlü sahip ve çalışanlarıyla sizi mest eden ve hiç ummadığınız bir yerde karşınıza çıkan bir cennet köşesi.Kaç yıldır Antalya'da yaşayan biri olarak Duacı köyünü hiç bilmezdim.Hele orada böyle bir mekan olacağı aklımızın ucundan geçmezdi...Yine bir indirim ve reklam firmasının kuponu sayesinde tanıştığımız bu Buffalo Saloon'u çok sevdik.İçeri girdiğinizde sizi karşılayan sedir kokusunu ısmarladığımız çingene ve mantar soslu şinitzeller böldü...Her  iki sos da beklentimizin üstünde lezzetliydi.En son yediğimiz böğürtlenli cheesecake ev yapımıydı ve bir taneyle yetinmek pek kolay değildi.Oysa gelen porsiyonlar da oldukça doyurucu...





  Yolu düşenlere,düşeceklere mutlaka tavsiye ediyorum ve düşmeyeceklere de illa düşürün diyorum:)