29 Eylül 2014 Pazartesi

görmediklerimiz

  Neyi kısıtlayıp neyi destekleyeceğini çok da bilmeyen bir milletiz.Bizim sıradışılığa katlanamayan bünyelerimiz,daha açamadan nice çiçekleri solduruyor.Bu yayındakileri okumadan önce şu adrese lütfen bir bakın.Sonra aşağıdaki güzelliklerle teselli olabiliriz...Bir gün insana insanca değer veren,ruh sağlığı yerinde bir millet olabilmemiz dileğimle...
     Henüz 5 Yaşında Olan Otistik Kızın Muazzam Resimleri Görenleri Büyülüyor
     Sosyal etkileşime ve iletişime verdiği zararla bilinen ve beynin gelişimi engelleyen otizm, diğer taraftan da bu rahatsızlıkla mücadele eden kişilere üstün yetenek sağlayabiliyor. Henüz 5 yaşında olan Iris Grace isimli bu İngiliz kız bu örneklerden sadece bir tanesi. Iris’in sıradışı ayrıntı odağı ve ilgisi onun harika resimler çizebilmesine yardımcı oluyor. Öyle ki görenler, Iris’in çizdiği bu resimleri Monet’ninkilere benzetiyor.
    İşte dünyalar tatlısı Iris Grace ve çizdiği resimleri..












alıntıdır.

kutu kutu güzellik:)


       Tasarımcılar Gerlinde Gruber & Christine Strempel günlük atıklarımızın kutularıyla harikalar yaratmışlar.Atık anlayışımızın değişmesi gerek.hem de hemen:)



25 Eylül 2014 Perşembe



                                                ÖZENEREK BAKMAK


    İnsan düşünürken delirmeden edemiyor.Tezatlar ülkesiyiz,bir yandan güzel şeyler de olmuyor değil ama diğer yandan da sanat evleri kapatılıyor,belediyelerin daha önce tahsis ettiği sanat ve elişi kursları için ayrılan yerler yeni dönemde açılmıyor....Belirsizlik ve zevksizliğin hükmü kokmaya başladı...Oysa ne çok seviniyor ve seviyordum şehirlerde gördüğüm  duvar,cadde,bahçe eserlerine...Duygusallığı bir kenara bırakıp sizi İngiltere'nin sokaklarındaki ünlü hikaye ve sanatçılardan ilham alınarak yapılmış banklarıyla başbaşa bırakayım...Sitede her bankın hangi caddede olduğunu gösteren ayrıntılı bilgi ve harita da mevcut...Maddeye ruh katan ve katanlara destek olan tüm güzel ruhlara selam olsun.


































































22 Eylül 2014 Pazartesi



Andre Gide, 1869 - 1951



ACİL TURŞU İSTEYENLERE:)

Şu günlerde internette sıkça dolaşan tarifi deneyenler oldukça memnun.biz de deneyelim o zaman:)

BULAŞIK MAKİNESİNDE TURŞU !!!!



Bulaşık makinesinde turşu başlığını görünce "yok artık" dediğinizi duyar gibiyim.. Bir kısmınızın da "ben bunu duymuştum" veya "bunu ben de yapıyorum" dediğini tabii.. Ben geçen hafta Facebook'ta adını katiyen hatırlamadığım, dahası ilk kez duyduğum bir blogdan öğrendim. İlk duyduğumda ben de kulaklarıma inanamadım. Eşim duymuş olduğunu söyledi ama nasıl olduğu konusunda hiçbir fikri yokmuş. Bu "aşırı orijinal" :)) fikre kayıtsız kalamadım tabii ve hemen denedim. Sonuç: Süperrr..
Afiyet olsun..

Malzemeler:
Lahana dışında herhangi bir malzeme (taze fasulye, kornişon, biber, havuç, vs..) çünkü lahana sülfür içerir ve bu nedenle aşırı gazlı bir sebzedir. Normal turşu yöntemleriyle yapılırken, bir yandan her gün kapağı açılır, gazı kaçırtılır ve suyu azar azar yenilenir, kısacası bu yöntemle olmaz)
Bildiğiniz ölçülerle kalın tuz ve sirke
Benim ölçülerim ise 800 ml.lik klasik boy kavanoza 1 çorba kaşığı kalın tuz ve 5 çorba kaşığı sirke. Bir büyük boy kavanoz için iki katı ölçü yapabilirsiniz.
Dilerseniz aralara sarımsak, maydanoz sapı veya kereviz sapı
Kavanozu doldurmak için su

Yapılışı:
Malzemelerinizi yıkayın. İster bütün, ister doğrayarak, ister tek çeşit, ister karışık olarak kavanozlara ağzına bir doldurun.
Üzerinden yavaşça tuzunu ve sirkesini ekleyin.

Ağızlarına temiz sıfır kapakları sıkıca kapatın ve hepsibitene kadar işlemi tekrarlayın.

Boş bulaşık makinenizin içine kavanozları sıralayın (alt sepet-üst sepet farketmez)
Bulaşık makinenizi en uzun ve en sıcak programında çalıştırın.
Programın sonunda oldukları yerde soğutun ve çıkarın.
Aynı gün bir kavanozu denemek için açın ve tadın. Tadından büyük ihtimalle memnun kalacaksınız ama biraz daha çekse daha iyi olur diye düşünüyorsanız, birkaç gün sonra tüketebilirsiniz.
Bu yöntemle turşularınız hem pastörize olur hem de vakumlanarak konserve haline gelir. Yani uzun süre kapağını açmadan saklayabilirsiniz.


alıntıdır.


17 Eylül 2014 Çarşamba

                                        DUA




Hititlerin M.Ö. 2000 Yılındaki Duvar Yazısı:

Hadi dua edelim Beni yavaşlat. Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir… Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele… Günün karmaşası içerisinde bana sonsuza kadar yavaşlayacak tepelerin sukunetini ver. Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür. Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol… Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret… Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim… Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır… Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim. Ve hepsinden önemlisi… Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için sabır, İkisinin arasındaki farkı bilmek için akıl ve Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver…



16 Eylül 2014 Salı


KÖRLER KÖYÜ


Dere tepe, dağ taş dolaşmayı çok seven tek gözlü bi adam varmış.
Yürür yürür gider, gider gider yürürmüş.
Birgün uzaklarda renkleri karmakarışık bi köy görmüş; alacalı bulacalı garip bi köy.
Yaklaşmış köye doğru. Yolları bir tuhaf, evleri bir tuhaf, insanları bir tuhafmış köyün.
Köyün içine girince anlamış meseleyi. Körler köyüymüş burası. kadınların, erkeklerin, çocukların velhasıl herkesin sımsıkı kapalıymış gözleri.
Gezgin tek gözlü adam karar vermiş burda yaşamaya. “hiç değilse benim tek gözüm var” diyormuş. “körler ülkesinde şaşılar kral olur derler. Ben de bunların başına geçer yaşarım”
Körlerin gözleri yokmuş ama elleri, kulakları, burunları çok hassasmış. Kendilerine göre kurdukları bir düzen içinde yuvarlanıp gidiyolarmış.
Adam şaşkın hallerine bakıyomuş onlarin. Yürümeleri, konuşmaları doğrusu başka türlüymüş.
Birgün körlerden biri ötekilerden birinin malını çalmış. Sadece tek gözlü adam görmüş bunu. Bağırarak ilan etmiş “filanca falancanın malını çaldııı”
Körler; nerden biliyosun ki demişler, o kadar uzaktan duyamazsın ki?
Ben duymadım, gördüm demiş adam. Gözüm var benim, görüyorum…
Körler göz diye, görmek diye birşey bilmiyorlarmış.
Uzun zaman içinde çoktan unutmuşlar bu hissi.
Ne demek görmek, demişler. Nasıl görüyosun yani, duyulmayacak mesafeden anlayabiliyo musun ne olup bittigini? Anlıyorum tabi demiş adam. İnanmayız, imtihan edeceğiz seni demişler.
Adamı almış uzakta bi yere dikmişler. Tecrübeleriyle eminlermiş ki o uzaklıktan hiçbişey duyulamaz.
Anlat bakalım demişler, biz şimdi ne yapıyoruz?
Adam anlatmış: oturuyorsunuz, kalkıyosunuz, koşuyosunuz, yemek yiyosunuz, şu şunu yaptı, bu bunu yaptı falan…
Derken körler bi evin içine girmişler, bağırmışlar. “hadi anlatsana…”içeri girdiniz, göremiyorum ki demiş adam.
Ne olmuş yani içeri girdiysek, elli santim fark var, anlat hadi anlat demişler.
Arada duvar var ama demiş adam, göremiyorum…
Körler, sen atıyosun demişler. Deminki tesadüftü, bak şimdi bilemiyosun…
Çıkın dışarı söliyim demiş adam.
Bu kadar mesafeden duyduktan sonra ha içerisi ha dışarısı demiş körler.
“Ama ben duymuyorum, ben görüyorum ” diyormuş adam.
Öyle sey olmaz demişler. Sende bi sorun var. Saçmalıyosun, acayip şeyler sölüyosun. Hekime muayene ettireceğiz seni.
Adamı yaka paça hekime getirmişler. Hekim de kör tabi. Elleriyle yoklamaya başlamış. Adamın açık olan gözünü kastederek“Buldum” demiş, sorun burda… Saçmalaması bundan dolayı diyormuş, şimdi düzeltirim ben onu…
Körler ülkesinde kral olmak isteyen gezgin zor kurtarmış kendini onların elinden.
Sözün Özü: KÖRLER GÖRENLERİ ANLAYAMAZLAR. SAÇMALIYOR SANIRLAR VE ONU DA DÜZELTİP KENDİLERİNE BENZETMEK İÇİN GÖZLERİNİ ÇIKARMAYA UĞRAŞIRLAR.