30 Nisan 2012 Pazartesi




sesini,müziğini,duruşunu hep sevdiğim sanatçı,yıllandıkça güzelleşen kadın.beni şarkılarıyla başka diyarlara götürüyorken bu parçasını paylaşmadan duramazdım...sanırım hava gibi bulutluyum bugün biraz ben de...insana böyle zamanlarda müzik ilaç gibi geliyor...
‎" Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk once senin ellerin kirlenecek." Tolstoy
"Haklıysan korkma, HAK, seni korur..!" Hz.Ali

29 Nisan 2012 Pazar


‎"Hayatta geçen her dakika için bir şeyleri değiştirme şansın mutlaka vardır." -Vanilla Sky-


     
Olabilecek tüm değişimleri önce kendimizden başlayarak ve sadece anda yapabileceğimizi anladığımızda her şey farklılaşıyor...Eğer geçmişi değiştirmek mümkün değilse(ki hala zaman makinesi icat olunamadı) ve gelecek için de bir zaman meleğiyle(ben uydurdum:))anlaşmamız da yoksa o zaman ne diye şu anı heba ediyoruz ki?...Etrafımızda olan her şey bir ders olarak bağırmakla meşgul.Kulaklarımızı tıkayıp "şu işim olsun,mutlu olacağım,çocuklar büyüsün mutlu olacağım,emekli olayım mutlu olacağım"demekten vazgeçelim...Hayat,akıntının sonunda gidilecek bir şelale değil,tam da nehrin kendisi......Bu gün bir arkadaşımızın kolon kanseri olan ve ameliyat geçiren 3 çocuk annesi gencecik karısı için dua ediyoruz...Sizler de iyi dileklerinizi yollayın tüm ihtiyacı olan ruhlara..Mutlaka yerine varacaktır.Ve lütfen anınız için şükretmeyi de unutmayın......

“Belki de insanları en çok bölen şey, kimilerinin her şeyden önce geçmişte, kimilerinin de yalnız içinde bulundukları dakika da yaşamalarıdır.” 

(S:39) İKLİMLER – André Maurois

28 Nisan 2012 Cumartesi

ÇAN ÇİÇEKLERİ
eteklerimde çan çiçekleri...
aşkın kokusu var yüreğimde..
çiğ damlası olmuşsa dökülen yaşlar,
değmiştir yaşanan tüm acılara...
dalları yeni sürgün veren bir çiçekteyim artık,
güneş damarlarımda.
sen toprağım olursan güzel..
olmazsan rüzgarda savrulursun sevdicek,
gidip bir kayaya toz olmayasın,
kal köklerimde,birlikte ağaç olalım.... Ş.P.

Dönüşsüz gecelere daldığımı sandığım bir vakitti gerçek uyanışım...hani bir rüyada olduğunuzu anladığınızda gözlerinizi açıverirsiniz ve birden nerde olduğunuzu unuttuğunuzu algılayıp korku içinde kalırsınız ya...sonra odanızın duvarlarını seçer gözleriniz,içiniz rahatlar yavaşca,sanki tüm etrafımızdaki maddeler gerçeklikmiş gibi....zaten bence pek çoğumuzun derdi de bu...etrafımızdaki herşeyi ve her yaşananı gerçek sanmaktayız beynimizle birlikte...oysa günümüzde algılarımızın dışında başka şeyleri algılayamadık diye sadece bu dağarcıkla bir madde dünyasında olduğumuzu,biz bu maddelere bağlandık diye zaman olgusunun oluştuğunu,aslında algılarımızın çok ötesinde başka enerji oluşumları olduğunu ve zaman denen şeyin hiç de varolamadığını bas bas bağırıyor bilim dünyası....olmayan bir dünyada varolan varlıklar olarak, varolduğunu sandığımız herşeyi de paylaşamamamız ayrı bir komedi...oldukça acı bir komedi...toprak üstünde ve altında barınan tüm gelir kaynakları uğruna başka canlıları yok etmemizi sergileten bir komedi....içinde gülücükten çok gözyaşı ve kan barındıran....