19 Mayıs 2014 Pazartesi

19 mayıstan bir hatıra


Atatürk’ün Samsun’da PTT Memuru ile İlgili Anısı Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919′da Samsun’a geldi. Bir süre çalıştıktan sonra kentin postanesine gitti. Görevli bulunan PTT memuru o günü söyle anlatıyor: Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.
— Buyurun Paşam.
— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor dedi.
— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!
— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi.Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.
— Sen ölürsen ben de ölürüm dedi.Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre bırakmadı. Önce Havza’yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kâğıda çabucak şifreli bir şeyler yazdı. Havza’ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istediği konuşmayı yaptı, sonra;«Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu.» dedi ve maiyetiyle gitti. Birden aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatanseverdi, Atatürk’e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte…

Muzaffer Kılıç - Vatan Gazetesi, Sayı: 4486, Atatürk İlâvesi, sayfa:3, 10 Kasım 1953

"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekânı unut!.. Daima çalışkan ol..."
Mustafa Kemal Atatürk



bir daha böylesi büyük acılar yaşanmadan ,huzur ve birlik içinde geçireceğimiz 19 mayıslara..





.............





16 Mayıs 2014 Cuma

                                              .





15 Mayıs 2014 Perşembe

                                       282 şehit


     Ben anneler günüyle ilgili bir şeyler yazmayı planlıyordum..Geç de olsa yazarım,sevgili çocuklarımla ilgili çizerim bir şeyler,biraz sevinir,biraz düşünür böylece paylaşırız hayatı diye ummuştum....Oysa benim gibi yapması gerekene geç kalmış bir kaç işçinin dışında çok büyük bir kısmının kurtulamadığı ,insanlık tarihine geçecek bir faciayla sarsıldık....Artık babalar gününde boynu bükük kalacak yüzlerce çocuğumuz daha oldu....Facia diyorum özellikle,çünki benzeri sayılacak facialar yüzyıllar önce yaşanmış....Yani günümüzde HİÇ DE OLAĞAN DEĞİL BUNLAR.....Demek birileri yasaları uygulamıyor,birileri bunları denetlemiyor,birileri bunları görüp susuyor...
   


 Hepimiz ama hepimiz suçluyuz.....Buna kaza filan da demiyorum,çünki kaza,tedbirler alındığı halde gelişebilen bir faktördür.Bu kaza filan değil,düpedüz ihmalkarlık,vurdumduymazlık sonucu oluşmuş bir facia...




    Meseleye nerden baksanız elinizde kalıyor...Meclise verilen Soma araştırma teklifi reddedilmiş,olanlara evinin altına hastane kurdurup,1500 korumayla gezdiği halde kadere inandığı iddiasıyla olur böyle şeyler diyen ve sağ kolu gibi yanında çalıştırdığı müşavirinin faciada yakınını kaybetmişlere attığı tekmeye ses çıkarmayan bir başbakan var...Amerika'dan,İsrailden,Ukrayna'dan,Rusya'dan,Yunanistan'dan bile taziye mesajları aldığımız halde müslüman kardeş diye öldüğümüz hiçbir ülkeden ses yok...Hadi bundan bize ne diyeceğim de şu olanlar daha da bir dokunuyor:Küba, Bolivya ve Venezuela'da maden işçileri, Soma faciasından dolayı 1 günlük iş bırakma ve 3 günlük YAS kararı aldılar.(komünist bunlar!!)
Türk-İş Yönetim Kurulu, Türkiye'de 3 dakika iş durdurma kararı aldı.!!!!
     Bir yanda "Abi Mahmut çıkmadı. Mahmut çıkamadı! Beni bırakın bekarım onu alın abi. Onun karısı hamile."diye feryad eden işçimiz,diğer yanda sedyeye konulurken çizmelerini çıkarmak isteyen işçimiz (ki ben ona canının sedyeden daha önemsiz olduğunu hissettiren şeyden nefret ediyorum...)Muhabirin "Madene tekrar girecek misiniz?"sorusuna kurtarılan Bayram abinin "Girmeliyim…bankaya kredi borcum var. " dedirten sistemden de......Ülkemde işçilerin ölmesine karşı değil,yürümesine karşı tedbir alınmasından da.....


Şili'li başbakan ve sayın enerji bakanımız. İki resim arasındaki vicdan farkını bulunuz.

    Ve dünyanın hiçbir yerinde böyle bir faciadan sonra istifasız bir gün geçmez....Biz tüm insanlık literatürüne hangi sıfatlarla yazılacağız merak ediyorum....

   Her zaman olduğu gibi Türk milletinin içindeki güzel insanlar, orada babasını,kocasını,abisini,amcasını,oğlunu kaybetmiş tüm aileler için maddi ve manevi desteğe hazırlanıyorlar.Uyanık olalım,sosyal medyadan takip edip bu yardımlara katkıda bulunabiliriz. Bu 3-5 günlük veya 5-6 aylık bir destek olamaz..Bazı bankalar borçları erteledi veya sildi.Bu da iyidir ama uzun soluklu,yıllar sürecek desteklere ihtiyaç var...Gönüllü insanların hepsi bunun farkında....Şükür ki Rabbin harika insanları(ben böyle derken sakın bir grup veya dinsel kitle olarak anlamayın,ben sadece vicdanıyla yaratıcısına veya inandığı güzelliğe bağlanmış tüm İNSANları kastediyorum) iş başında...Şu an Akuttan,Kızılaydan,bazı gruplardan veya bireysel olarak fiziksel,maddi,manevi destekler sürüyor Soma'ya...İnşallah devamı da gelecek...Kömür karasının altında cennete göçmüş hayatların bizlere bıraktıkları emanetlere sahip çıkalım...Bundan sonra bunların yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması ve işçilerin çalışma olanaklarının iyileşmesi için gerekenler neyse yapılmasında takipçi olalım...Zira bu memleket,o madenler,o işçiler,o aileler bizim.....Özelleştirilmiş olsa da,bizim yurdumuzun toprağının nimetine ve insanına sahip çıkmalıyız...Dualarımızda onları unutmayalım...
    Sorumluluğundan dolayı kızarabilen yüz,utanıp af dileyebilen vicdan diliyorum bu memlekete----
    Daha acısız günlerde buluşmak üzere....


Mütemadiyen ağlıyoruz,değişen sadece gözümüzün yeri.




fotoğraf ve bilgilerin bir kısmı internetten alıntıdır-





8 Mayıs 2014 Perşembe

içinden evrenler geçen çocuk

      Daha 11 yaşında ama 2 yaşından beri çiziyor.8 yaşındayken 2 milli sergi açmış...Nasıl çiziyoru ise sormayın.Zira insan "o bir çocuksa biz neydik" veya "onlar çizimse benim resimler neden hala çöp adam devrinde "diye kafayı sıyırabilir...Çünki gerçekten  bu kadar ayrıntılı,bu kadar ince çizmek bu yaşta olabilecek kadar sıradan değil...Ona hayran olmamak mümkün değil....İçinden geleni engellemeyen büyüklerine ise binlerce tebrik ve teşekkür.Buralarda "napıcaksın bunları,boş şeylerle uğraşma,kalk matematik çalış"diyen ebeveyn versiyonları pek çok zira:( Eğitim sistemimiz de ona keza...Güzel olayların yaşandığı nice güzel günlere....








yılların kayıtları sese dönüşürse....!


      Esra gelinimin sayfasında ilginç bir paylaşım gördüm,daha doğrusu duydum...çok etkileyici ve düşündürücü...Ağaçların her sene için aldıkları kayıt listesini düşünürsek,o seneye ait o mevkilerde ne oldu da bu notayı kaydetti acaba demekten alıkoyamıyor insan kendini...Esranın yorumuyla paylaşıyorum linki..İlla bir dinleyin......"Bir ağaç kesitindeki her biri bir yıla denk gelen halkaları incelemiş ve analiz etmişler. Sonra da bu verilerden bir piyano müziği çıkarmışlar.. Her ağaçtan farklı veriler ve farklı müzikler alınmış. Tüyler ürpertici... !"

Years cover art

http://traubeck.bandcamp.com/album/years


5 Mayıs 2014 Pazartesi

Hıdırellez Bayramınız Kutlu Olsun. (5 mayıs gecesi ve 6 mayıs)

    Bu bayramda edindiğim bilgileri paylaşmadan önce tüm insanların dualarının,dileklerinin herkesin hayrına olacak şekilde kabul edilmesini dilerim...


dalinda-kadife-gul-resmi

Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber'in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez günü, Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs'tan 8 Kasım'a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.

Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı'nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.

Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır'ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır'a atfedilen özellikler şunlardır:

1. Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.

2. Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.

3. Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.

4. Dertlilere derman, hastalara şifa verir.

5. Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.

6. İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.

7. Uğur ve kısmet sembolüdür.

8. Mucize ve keramet sahibidir.

Hızır, bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarını hatırlatmaktadır.

Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının 
ilk günü olarak kabul edilir bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar. 

Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez, ülkemizde etkin bir biçimde kutlanmaktadır. Büyük şehirlerde daha az olmak üzere, kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar, evin temizliği, üst-baş temizliği, yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır. Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır'ın uğramayacağı düşünülür. Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.

Anadolu'nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır. Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır'a rastlamak amacına yöneliktir.

Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır'ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.

Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”, Denizli ve çevresinde “bahtiyar”, Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum'da “mani çekme” adı verilir. Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler. Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.

Sonuç olarak, Anadolu'da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.


alıntıdır..