1 Kasım 2013 Cuma

ECHOLON NEDİR ?.... TÜM DÜNYAYI İZLEMEK VE TAKİP ETMEK MÜMKÜNMÜDÜR?



ECHELON NEDİR ?
( ALINTI .....)
Echelon sistemi özet olarak telefon, Fax, telsiz, internet, e-mail vs. gibi tüm iletişim araçlarını dünya çapında dinleme ve kaydetme kapasitesine sahip çok gelişmiş bir sistemdir.Yani her cep ve normal telefon konuşmanızı, yazdığınız her maili her mesajı her klavye dokunuşunuz, her girdiğiniz site vs, eğer dinleyenlerin risk kriterlerine uyan kelimeler içeriyorsa kayıt edilir. Bu sistemde ses analizleri yapma ve dinleyenlere göre sakıncalı olan kelimeleri tarama kapasitesine sahip çok gelişmiş bilgisayarlar kullanılır. Ayrıca son senelerde bu sistemin sanayii casusluğunda da kullanıldığı ve ABD firmalarının rakiplerinin ticari sırlarının çalındığı söylenir. Dünyada pek çok yerde dinleme istasyonları ve merkezleri Ama bunların içinde 4 tanesi vazgeçilemezdir. Bunlar :
o Ayios Nikolaos, ve Akrotiri , Kıbrıs ,
o Geraldton, Avustralya
o Guam, Pasifik
o Kunia, Hawaii Adasında olanlardır
Bu sistemin iyi çalışması için komuta merkezlerinin bulunduğu yerlerin üzerindeki iyonosfer tabakasının belli özelliklere sahip olması gerekir ve yine ABD casus uydularının yörüngelerinin bu alanların tam üstünden geçmesi lazımdır. Bu dört yerin içinde Kıbrıs çok ayrı bir öneme sahiptir ve bu iki kritere uyan tek yerdir ve onun içinde vazgeçilemezdir. Ayrıca konumundan dolayı Türkiye dahil bütün Ortadoğu'yu dinleme kapasitesine sahiptir, ayrıca son Irak savaşında Irak füze sistemlerinin Kıbrıs'tan yapılan müdahalelerle bozulduğu ve bu yüzden Scud'ların fazla kullanılamadığı söyleniyor. Bu nedenden dolayı Kıbrıs'ta iki tane dinleme istasyonu bulunuyor. Kıbrıs iki toplumlu bir adacık olarak biliyorduk. Ama yakın gelecekte yaşadığımız coğrafyadaki toplumların rahatlıkla dinlenebildiği ve izlenebildiği bir teknolojik gözetleme kulesi olma yolunda Akdeniz’in sularında sıranın kendisine geleceği günleri bekliyor.Televizyonlarda bir reklam vardı: “Ben erkeği sesinden tanırım” diye... Echelon da sizi sesinizden tanıyor. “Tehlikeli” şeyler konuşuyorsanız, ses kaydınızı alıp, otomatik olarak metne dönüştürüyor ve gerekli birimlere sunuyor. Dünyanın en büyük izleme sistemi Echelon’un merkezi konumunda NSA var. NSA, Kasım 1952'de dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman'ın bir genelgesiyle kurulmuş ve dünya çapında iletişim istihbaratı görevi verilen kurumun varlığı uzun bir süre gizli tutulmuştur. Bu kuruluş, görevi gereği iç ve dış iletişimi denetim altında tutarak ülke güvenliği açısından gerekli olanları ayırmakta ve tasnif edip ilgili birimlere sunmaktadır. Sinyal istihbaratı yapan en güçlü servis CIA adı daha çok öne çıksa da, aslında NSA, ABD’nin gerçek gizli servisi ve elektronik istihbarat örgütü durumundadır. Önceleri varlığı bile doğrulanmaktan kaçınılan NSA şu anda istihbarat örgütlerinin kapıldığı şeffaflık politikaları (modası mı demek gerekir yoksa?) uyarınca ne gibi faaliyetlerde bulunduğunu tam olmasa da web sitesinde anlatmaktadır. Örneğin NSA sitesinde kurumun, Sinyal İstihbaratı (Sigint: Signals Intelligence) faaliyeti yaptığı açıkça yazılı. Hatta şeffaflık o kadar almış başını gitmiş ki, elde edilen bilgilerin nasıl değerlendirildiğinin bile izahatı yapılıyor. Şu anda NSA 1972 yılında kurulan Merkezi Güvenlik Birimi’yle (Central Security Service) birlikte çalışmaya başlamıştır. Modern, teknolojik ya da siber istihbarat Sinyal istihbaratını genel olarak uzayda dolaşan telsiz, kablosuz telefon, radar, uydu sinyalleri ve buna bağlı internet trafiğinin toplanması olarak izah edebiliriz. Buna modern, teknolojik ya da siber istihbarat demek de mümkün. NSA, ilk başlarda yer istasyonlarıyla iletişimi denetlerken ilerleyen yıllarda ortaya çıkan uydu teknolojisi ve kablosuz haberleşme imkanları kurumun işini daha da kolaylaştırmış, uydular aracılığıyla iletişim sinyallerini yakalamak ve NSA merkezine aktarmak neredeyse çocuk oyuncağı olmuştur. NSA’nın Ankara’da da ofisi varmış! NSA’nın çeşitli ülkelerde “özel şirket” görüntüsü altında veya bazı askeri üslerde merkezleri var. Bu merkezler ve ABD’deki NSA merkezinde görevli yaklaşık 50 bin personelin bulunduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor. NSA, Türkiye’de de ABD üsleri ve büyükelçilik dışında Ankara’da da özel bir “mühendislik” şirketi görünümünde faaliyet gösteriyor. NSA şirketinin varlığı, Ankara'daki büroda 19 yıl görev yapan emekli Deniz Astsubayı Mehmet Özkan Birben'in, 'izin paralarını alamadığı' gerekçesiyle açtığı dava ile ortaya çıkmıştı. NSA rozetli Türk’ten ilginç açıklamalar Birben, mahkemeye sağlam deliller sunmuştu. Bu deliller arasında NSA'da çalıştığı süre içinde kendisine verilen başarı belgeleri, sadece NSA görevlilerinde bulunan özel rozeti ve 19 yıllık görev süresinde gizli örgütün Türkiye bürosunda çalışan Amerikalılar ile çektirdiği fotoğraflar vardı. Birben, dava süreciyle ilgili bir gazeteye yaptığı açıklamada şunları söyleyecekti: “Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Deniz Astsubayı olarak görev yaptığım 1979 yılında NSA'dan gelen teklif üzerine görevimden ayrılarak NSA'nın Ankara'daki Teknik İrtibat Bürosu'nda çalışmaya başladım. 1998 yılına kadar bu büroda görev yaptım. Açık adresini mahkemeye de sunduğum NSA'nın Ankara Bürosu'nun hukuki alt yapısı yoktur. Bu nedenle bana ve NSA'da çalışan diğer Türk personele yapılan ödemeler, paravan şirketler kanalıyla gerçekleştirildi.” İzin parasını alamayınca NSA’yı ifşa etti NSA’nın, Türkiye’de faaliyet gösterdiği yönündeki iddiaları reddetti ancak, 22 bin dolarlık izin paraları Birben’e paravan şirket tarafından olay büyümesin diye hemen ödendi. Ödeme yapıldıktan sonra NSA, Birben’i zorla para sızdırmaktan Türk askeri makamlarına şikayet etti. Ankara Merkez Komutanlığı da NSA’nın şikayeti üzerine Birben’i gözaltına aldı. Bu gelişme üzerine Birben de, NSA'nın asılsız ihbarı nedeniyle gözaltına alındığını ileri sürerek örgüt aleyhine 25 milyar liralık manevi tazminat davası açtı ve davayı kazandı. Bu dava, NSA’nın Türkiye’deki varlığını resmi olarak kabul etmesi açısından büyük önem taşıyor. NSA, ABD şirketleri lehine ekonomik casusluk yapıyor NSA, bir istihbarat örgütü olması hasebiyle sadece ulusal güvenlikle ilgili faaliyetlerde bulunduğu düşünülebilir. Ancak NSA, ülke çıkarları için ihtiyaç duyulan her alanda devreye girip hizmet verebiliyor. Bunu ilerleyen yıllarda teknolojik casusluk da yapmaya başlaması ve ABD şirketlerine de hizmet verir hale gelmesi net bir şekilde gösteriyor. NSA, ABD firmalarına girecekleri ihalelerde üstünlük sağlamak için rakip firmaların iletişimine kulak kabartmış ve AB’nin büyük tepkisini çekmiştir. TÜSİAD, MİT’ten ekonomik casusluk hizmeti istedi Teknolojik casusluğun getirileri, Türkiye’de TÜSİAD’ın da gözünü açmıştır. TÜSİAD, 1988’de MİT’in ekonomik istihbarat biriminin kurulması için MGK’ya bir rapor sunmuştur. TÜSİAD’ın raporundaki şu cümleler bu anlamda dikkat çekicidir: “Gençleşen ve iyi eğitimli MİT kadrolarında ekonomik istihbaratı hak ettiği konuma yükseltecek güçlü bir birim oluşturulması düşünülmelidir. Özel sektörümüz belli ölçülerde MİT'in bazı siyasi risk değerlendirmelerinden yararlanmalı. Bu arada tıpkı birçok Batılı ülkede olduğu gibi, yurtdışındaki faaliyetleri sırasında edindiği ekonomik ve ticari (hatta siyasi) istihbaratı uygun gördüğü şekilde ilgili devlet birimleri ile paylaşabilmelidir.” İzleme faaliyeti nasıl yürütülüyor? Gelelim, NSA tarafında çeşitli yollarla elde edilen verilerin nasıl değerlendirildiğine. Sinyal istihbaratı yöntemiyle toplanan tüm veriler, öncelikle NSA merkezine aktarılıyor. Bu veriler, dünyanın çeşitli yerlerindeki üsler, uydu yer istasyonları, dünya yörüngesindeki uydular, casus uçaklar, gemiler ve denizaltılar tarafından elde edilmektedir. Veriler bir telefon konuşması kaydı, internette dolaşan veri trafiği, radar imajları, telsiz sinyalleri olabilir. Bu veriler tahmin edilebileceği gibi yasal olmayan yöntemlerle elde edilmektedir. ABD, bireylere ve kurumlara ait iletişimi dinleyerek suç işlemektedir. Echelon sistemi, topladığı istihbarat bilgilerini "Intelink" adlı bir bilişim ağıyla kullanıcılara paylaştırıyor. Intelink, ABD'nin 13 ayrı istihbarat örgütüyle bazı dost istihbarat örgütlerini birbirine bağlıyor. Yetkili kullanıcılar bir "ana sayfa" üzerindeki haritanın çeşitli yerlerine tıklayarak istedikleri ülke hakkındaki istihbarat bilgilerine ulaşabiliyorlar. Yarım saatte 1 milyondan fazla bilgi inceliyor Elde edilen bu veriler, Sözlük (Dictionary) adı verilen bir filtreleme sisteminden geçiriliyor. 1982 yılında eski NSA direktörü William Studeman'ın verdiği bilgiye göre tek bir istihbarat toplama sistemi, yarım saat içinde 1 milyondan fazla girdi sağlayabiliyor. Filtreler, bunların 6500'ü dışındakileri atıyor. Bunlardan 1000 kadarı, bir sonraki kademeye iletilmeye değer bulunuyor. Analistler bunların içinden normal olarak 10 tanesini seçiyor ve bunlardan yalnızca bir tanesi sonunda bir rapor haline geliyor. Telefon görüşmeleri nasıl takip ediliyor? Echelon sistemi ile takip edilen telefon görüşmeleri, ses tanıma özelliğine sahip bilgisayarlar tarafından analiz edilir. Takip edilmesi istenen kişinin ses örneği sistemde kayıtlı olduğu için, kişi telefon görüşmesi yaptığında sesinden tanınarak takibe alınabilir. Konuşmalar ses kaydı olarak elde edildikten sonra, otomatik olarak metne dönüştürülür. Oluşturulan metinler, sözcük sözcük taranarak içlerinde "anahtar sözcük" olup olmadığı da sınanır. Eğer görüşme anahtar kelime içeriyorsa, bilgisayarlar o görüşmeyi hem ses hem de metin dosyası olarak arşivler. Daha sonra görüşmeyi kimin yaptığının tespitine gelir sıra. Uydularla birbirine bağlı Echelon ağı, görüşmenin yapıldığı ülkenin kayıtlarına ulaşarak o insanların kimliklerini belirler. Duruma göre, ilgili kişinin bulunduğu ülkeyle güvenlik anlaşması varsa, konuyu o ülkenin güvenlik servislerine bildirir. Echelon sisteminin kullanılmasıyla yeri tespit edilen kişilerden bir de bir operasyonla Türkiye’ye teslim edilen Abdullah Öcalan’dır.
************************************

Google ve Yahoo da İzlenmiş!


  
Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA), Yahoo ve Google şirketlerinin tüm dünyadaki veri merkezlerini birbirine bağlayan ana iletişim hatlarına gizlice girerek, buralardaki verileri kopyaladığı bildirildi.

Washington Post gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde NSA'nın, Yahoo ve Google iç ağlarından, kurumun Washignton'ın bir banliyösündeki merkezinde bulunan veri deposuna her yıl milyonlarca veri aktarımı yaptığının ortaya çıktığı belirtildi. ABD'nin internet izleme ve telefon dinlemeye yönelik gizli programlarını basına sızdıran NSA eski sistem analisti Edward Snowden'den elde edilen belgelere ve yetkililerle yapılan görüşmelere dayandırılan haberde, söz konusu bilginin Snowden tarafından sızdırılan 9 Ocak 2013 tarihli bir belgede yer aldığı kaydedildi. Ayrıca son 30 gün içinde NSA saha memurlarının 180 milyon yeni veriyi işlemden geçirerek geri gönderdiği iddiasına da yer verilen haberde, verilerin, "meta veriler" adı verilen, elektronik postaların kim tarafından kime ve ne zaman gönderildiği ve metin, sesli veya görüntülü olması gibi içeriğine ilişkin bilgilerden oluştuğu bildirildi.

Verileri elde etmede kullanılan en önemli aracın NSA ve İngiliz istihbarat örgütü Hükümet İletişimler Merkezi (GCHQ) ile ortak yürütülen MUSCULAR projesi olduğu belirtilen haberde, NSA ve GCHQ'nun, Google ve Yahoo'nun veri merkezleri arasındaki bilgileri ileten fiber optik kablolardaki tüm veri akışını kopyaladıklarının ortaya çıktığı aktarıldı. Haberde, ele geçirilen MUSCULAR projesi belgelerinde, Yahoo ve Google'dan toplanan bilgilerin önemli itihbarat ipuçlarının elde edilmesini sağladığına ilişkin ifadelere rastlandığı vurgulandı. Washington Post'ta yer alan haber üzerine Google ve Yahoo'dan ayrı ayrı yapılan açıklamalarda, şirket yetkililerinin veri merkezlerine gizlice girildiğine ilişkin bilgi sahibi olmadıkları bildirildi.

Google'dan yapılan açıklamada, "Hükümetin veri merkezlerimizdeki trafiğe müdahale ettiğine ilişkin iddialardan tedirgin oluyoruz. Böyle bir faaliyetten haberdar değiliz" ifadesi kullanıldı. Açıklamada bulunan bir Yahoo sözcüsü ise "Veri merkezlerimizin güvenliğinin korunması konusunda son derece sıkı denetimler uygulanmaktadır ve NSA'ya veya başka hiçbir hükümet kurumuna veri merkezlerimize erişim hakkı vermedik" dedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder