4 Aralık 2013 Çarşamba

Fractal Geometri ve Sünnetullah Matematiği

(Evrenin düzeni veya düzensizliği karşısında hep hayranlık duydum.Şimdi muhteşem resme uzaktan bakma zamanı dedim,araştırmaya başladım ve bulduklarımı ara sıra sizlerle de paylaşacağım.buyrun...)



STRİNGLER ALEMİNDE FARK EDİLMEYEN GERÇEK, BU BOYUTTA OLABİLİRLİĞİN ASLA MÜMKÜN OLMADIĞIDIR.”  A.H.
“PERŞEMBE’NİN GELECEĞİ, ÇARŞAMBA’DAN BELLİDİR” ANONİM

Leonardo Fibonacci; 1200’lü yıllarda yaşamış olan döneminin en yetenekli İtalyan matematikçilerindendir. Tanrının evreni matematiksel bir formülle yarattığına inanmış ve bu yönde çalışmalar yaparak, bugün Fibonacci Sayıları denilen sayılara isim babası olmuştur…
Fibonacci Sayılarının özelliği, kendinden öncekine bölümleri neticesinde her zaman 1,618 sonucunu vermesidir… Bu oran birçoğunuzun bildiği üzere ALTIN ORAN olarak adlandırılır…
Fractal Geometri ise; evrenin bu altın oran hesabıyla, zerrenin kendini aynı ile kopyalaması sonucu bugünkü boyutlarına geldiği görüşündedir… Yani; ”Zerreyi Küllün Aynası Kabul Ederler”…
Yukarıdaki fotoğrafa önce çıplak gözle, sonra büyüteçle ve sonra mikroskopla baktığınızda, şaşıracağınız şey, çıplak gözle görülen ile mikroskopla görülen görüntünün aynı oluşu olacaktır…
TEK KARE RESİM, ya da TECELLİ-İ VAHİD denilen olayın aslı da, Fractal Geometri’nin idrak edilmesi neticesinde kolayca anlaşılacaktır diye düşünüyorum…
Evet..! Fractal geometri sürekli olarak kendini tekrar ederek, başı ve sonu olmaksızın yeni ölçeklere sıçrayarak oluşlar açığa çıkartır… Bu nedenle;
“BİR SONRAKİ YA DA ÇOK SONRAKİ ADIMLARI MATEMATİKSEL HESAPLAR İLE OLACAK OLANIN AYNI İLE BULMAK MÜMKÜNDÜR.”
Bu şekilde olacak olana vakıf olmak; asla ve asla gelecek kahinliği yapmak değildir… Ayrıca bunun velilik veya keramet sahibi olmakla da ilgisi yoktur…
Olsa olsa; evrensel frekansı deneyimleyerek, evrensel matematiği çözmeyle ve bunu istenilen konuya uygulamayla alakalıdır…
Sünnetullah denilen Allah Sistemi, tıpkı paylaşımdaki Fractal Fotoğraf örneği gibi işlemektedir… Tüm oluşlar, Esmaül Hüsna’nın kendisini kopyalayarak sonsuz ölçeklerde açığa çıkarmasıdır… Bu nedenle; sonradan olacak hiç bir şey YOKTUR… Bizlerin bu dünya üzerinde var oluşu ve terk edişi ve arasındaki tüm, davranışlarının hakiki sahibi SÜNNETULLAHTIR… Her ne harekette bulunduysanız, her ne söylediyseniz, bunun background’unda EZEL yatmaktadır… ve EBEDE DOĞRU.., üzerinizde görünenler üzerinden siz kabul ettiğinizi karşılıklandırır…
Bu bağlamda; çevremizde zuhur eden bir olayı göz önüne alarak, onu bizden çıkış noktasında yakalarsak ve bunu diğer örnekler ile besleyip, içindeki değişmeyen matematiksel formülü deşifre edebilirsek, işte o zaman OKUYABİLİRİZ..! İşte o zaman BEN OKUMA BİLMEM..! demekten kurtuluruz..! İşte o zaman; her neyi dilersek, bize göre İSTER GEÇMİŞİ, İSTER GELECEĞİ, İSTER SERMAYE PİYASALARINI, İSTERSE SİYASİ GİDİŞATI ve hatta dünya ötesi boyutları, varlıkları, SÜNNETULLAHI, ALLAH’ı OKURUZ…
Bunun ilmine ve idrakine kavuştuktan sonra; gelmiş-geçmiş, gelecek tüm insanların sayısını da bilirsin, yüzlerini de çizersin, onların ömürlerini de söylersin, geçmişte yaşayanların hangi gün ne yediğini de, ne söylediklerini de bilirsin… Kısacası BİLEMEYECEĞİN HİÇ BİR ŞEY KALMAZ… Yapman gereken TEK ŞEY; O KONUYA NAZAR ETMEKTİR…
Paylaşımdaki fotoğraf, ilk görünen büyük fotonun Fractal’idir… Evrenin FRACTAL’i ise; ALLAH İSMİDİR… bu isim altında ESMAÜL HÜSNA KENDİNİ ÇEŞİTLİ ÖLÇEKLERDE KOPYALAR… o ölçekler bazen çok büyük bazen ise mikro düzeydedir… İşte, ASTROLOJİNİN GERÇEKLİĞİ VE DE ÖNEMİ BUNDAN DOLAYIDIR… KOVA ÇAĞI ya da BALIK ÇAĞI denilen husus ta; akış halinde olan evrendeki yerimizin yeni bir ESMA ÖLÇEĞİNİN SINIRLARI İÇERİSİNE GİRİŞİDİR… Hangi esma sınırları içerisine girdiysek o esma “ZITTIYLA BİRLİKTE” üzerimizde ve dünya üzerinde görülecektir… Ama dikkat edilmesi gereken husus; esmanın zıttıyla işlediğidir…
Buraya kadar ki bölümde; Sünnetullah’tan ve bizim Sünnetullah içindeki YOKLUĞUMUZDAN bahsettik… Ancak bahsedilmesi gereken bir hususun daha olduğunu düşünüyorum… Bu hususu daha iyi anlatabilmek için yine üstadın bir sözünü sizinle paylaşmak isterim..;
ASLI OLMAYAN GÖLGE GÖRDÜNÜZ MÜ? GÖLGE “VAR” MIDIR..?  - A.H.
Aslı olmayan gölge olmadığına göre, gölge yok demektir. Bu durumda AYNA olan SÜNNETULLAH’ta mevcut olmayıp, var olan sadece AHADDÜS SAMED’dir… İşte tam da bu noktada; Sünnetullah içerisinde YOK OLAN insanın hakiki değeri fark edilmiş olur…
Başka bir ifadeyle İnsan; SONSUZ VE SINIRSIZLIĞI İÇERİSİNDE BULUNAN ALLAH İSMİNİN özelliklerini, ESMAÜL HÜSNANIN formulize edilmiş bir haliyle deneyimlemeyi dilemiş olandır… Sünnetullah içerisindeki değişmezliğin temel nedeni; bu ilk dilemedir… Bunun aksi olmuş olsaydı… Algılanan boyutlarda ALLAH İSMİ değil, ALLAH ADI İLE İŞARET EDİLENİN İNDİNDEKİ DİĞER İSİMLER DE MÜŞAHEDE EDİLMİŞ VE FARKLI BİR FORMÜLİZASYON OLUŞMUŞ OLURDU Kİ; bu durum her zaman YOKLUKTAN VARLIĞA ÇIKANIN YİNE ASLINA DÖNECEĞİ MÜJDESİNİ YAŞATMAYABİLİRDİ..!
Yukarıda paylaşılanların yanı sıra, Fracral geometri ile “BESMELE”  arasında, niteliğe dair olduğunu düşündüğüm bir ilişkiye değinmek istiyorum..!
Her ne fiili ve dua üretirsek üretelim, öncelikle yapmamız gerekenin “BESMELE”yi söylemek olduğunu biliriz…
Besmele çekilmemesi ;“VAR OLAN SÜNNETULLAH İÇERİSİNDE YOK HÜKMÜNDE OLAN İNSANA VARLIK ZANNI” verir ve bu zannını güçlendirir.
Oysa “BESMELE”  ile İnsan; “ALLAH ADI İLE İŞARET EDİLEN NAZARINDA YOK OLAN SÜNNETULLAHI, HAKİKATİ OLAN “O” OLARAK DENEYİMLEMEKTE OLDUĞUNU DİLLENDİRİR”
Besmele farkındalıklı bir seyirde ise; Sünnetullah’ın da aslının hayal olduğu müşahede edilir diye düşünüyorum… (Alemlerin Aslı Hayaldir)
Bu nedenle Besmelenin hakikati için Miraç demek yanlış olmayacaktır.
…ve bu Besmele neticesinde Miracı yaşayan; aslı olmayan varlığına ve varlığa, daimi olarak bu hakikat çerçevesinde yönelerek, AHADİYETİNE nazar etmekte olduğunu bilecektir…
Biraz daha vurgulamak gerekirse; Kehf Suresi’nin 110. Ayetinde yer alan ve Rasulullah’ın “ULUHİYETİN TEKLİĞİ ŞUURUMA VAHYOLUNUYOR” ifadesi BİR YÖNÜYLE yaşanmış olacaktır…
Son olarak Fractal Geometriyi ve Hz. Ali’yi daha iyi anlayabilmemize yardımcı olacağını düşündüğüm bir söze yer vermek istiyorum..;
Kuran’ın sırrı Fatiha’da, Fatiha’nın sırrı Besmele’de, Besmele’nin sırrı da başındaki “B” dedir. Ben “B”nin altındaki “NOKTAYIM”..! Hz. Ali
ALLAHU ALEM..! 
     Çağrı Selvi – 10.02.2013 – İstanbul





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder