10 Kasım 2014 Pazartesi

İNSAN ÖLÜR,YAPTIKLARI,FİKİRLERİ ÖLMEZ




  Her dönemde iyi işler yapanlar sevgiyle anılır,insanları,doğayı,yaratılmışları incitenlerse örtülü,örtüsüz lanetlerle....O da sistemin bir parçasıydı deyip nötr kalabilenler azınlıktadır...Bazı insanlara ise kayıtsız kalabilmek mümkün değil.Soy,ırk,din,dil ortaklığına bakmadan aklına,insanlığına,yaptıklarına hayranlıklarını gizleyemez dünya insanlığı..Bir tek cebine,nefsine,çarkına dokunanlar sevmez böyle tip insanları..Onlar da sevmesin zaten,zira hem iyilik hem kötülük barındıran insanoğlu hem iyi hem kötü tarafta yer alamaz...Seçimlerimizdir bizi iyi ya da kötü yapan...Kötülük yapanlarsa sevgiyle anılmaz...O seçimleriyle bir milleti bir bataktan çekip çıkardı..Evet yalnız değildi,pek çok kahraman gönüllü insan vardı peşinde...Tüm  bu güzel insanların böyle bir öndere ihtiyacı vardı ve Rab seslerini duymuş,bir hediye yollamıştı Türk'e...Silinmesi imkansız izler bıraktı gitti...

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ 'NİN HİKAYESİ !
BİLİYOR MUYDUNUZ ?

Yıl 1925.
Birinci Dünya Savaşı’nın arkasından İstiklal Mücadelesini vermiş bir ülke; Türkiye.
Bozkırın ortasında bir başkent; Ankara...
Oysa Atatürk Yeşili o kadar seviyor ki, Afet İnan’ın anlatımıyla; Köşk için Çankaya’yı seçmesinde etken, birkaç büyük karakavak ve söğüt ağaçlarının bulunması.
Karakavak ve söğütler yetmiyor ona. O istiyor ki, İstiklal mücadelesini yürütülmesine ev sahipliği yapmış bu mağrur kent yemyeşil olsun. Halkın rahatlıkla gezebileceği, nefes alacağı bir cennet yaratılsın.
Ülkenin tanınmış tarımcılarını köşke çağırıyor. Amaç; Ankara civarında kurmak istediği cennet için uygun arazinin seçilmesi. Tarımcılara Ankara civarında modern bir çiftlik kurmak istediğini ve buna uygun arazi bulunması gerektiğini söylüyor. Oysa onlar çiftlik yeri için uzun boylu araştırmalar yapmaya gerek görmüyor çünkü Ankara o devirde 'Bozkırın ortasında bir ortaçağ şehri’.
Bu kanaatlerini Atatürk’e bildirdikleri zaman ise o eliyle bu günkü Atatürk Orman Çiftliği’nin arazisini gösteriyor ve 'burayı gezdiniz mi?’ diye soruyor. Tarımcılar şaşırıyorlar. Gösterilen arazi bataklık, çorak, fakir... Bir çiftlik kurulması için gereken hiçbir özelliği taşımıyor.
Atatürk’ün cevabı basit oluyor; "İşte istediğim yer böyle olmalıdır. Burayı biz ıslah etmezsek kim gelip ıslah edecek?"
Çağırılan tarım uzmanları şaşkınlıkla Atatürk’ün onları aslında en iyi değil en kötü toprak raporunu alabilmek için çağırdığını fark ediyorlar. Şaşıranlar sadece onlar olmuyor. Yer belirlendikten sonra arazinin verim durumu hakkında görüş istenen diğer yerli ve yabancı uzmanlar da bu topraklar üzerinde herhangi bir tarım faaliyetinin yapılamayacağını iddia ediyorlar. Hatta Tarım Bakanlığı uzmanlarından Schmit hazırladığı raporda, "Bu öyle bir teşebbüstür ki, elverişsiz toprak ve iklim koşulları altında burada ya sabır tükenir, yahut ta para" yorumunu yapıyor.
Verilen olumsuz raporlar ve yapılan yorumlar onu fikrinden vazgeçirmeye yetmiyor ve Gazi Orman Çiftliği’ni kurmak üzere derhal çalışmalara başlanılması emrini veriyor.
**ARAZİYİ KENDİ PARASIYLA ALDI**
İlk iş olarak da tarım uzmanlarına eliyle işaret ederek gösterdiği batak arazi, çiftlik idare merkezi, parklar ve sebze bahçelerinin üzerine inşa edilmesi için, Merhum Abidin Paşa’nın eşi Faika Hanım’dan yüksek bir fiyatla satın alınıyor. Gerekli para da Atatürk’ün kendi aylığından taksitlerle temin ediliyor. Atatürk’ün ödediği bu yüksek fiyat diğer arazi sahiplerini de teşvik ediyor. Bu şekilde Etimesgut, Balgat, Çakırlar, Güvercinlik, Macun, Tahar ve Yağmur Baba çiftlikleri de satın alınıyor.
Hemen çalışmalara başlanıyor. Çiftliğin kurulmasındaki her aşamada Atatürk’ün kendisi de bizzat çalışıyor. Terini toprağa akıtıyor. Çalışmalar normalden çok daha kısa bir süre içinde bitiyor.
Atatürk, Bozkırın ortasındaki bir ortaçağ şehrinden modern bir başkent; bataklık, çorak, ot bile yetişmez denilen bir araziden ise insan elinden çıkma bir cennet yaratıyor.
Son olarak da diğer çiftlikleri ile birlikte Atatürk Orman Çiftliği’ni çok sevdiği milletine hediye ediyor. Çünkü o milletini çok seviyor ve bu bağış için endişe edilecek herhangi bir konu kalmadığını düşünüyor.
(Resim Gazi orman çiftliği. Ankara 1936)

-------------------------------------------
"Ağaçsız orman ve ağaçsız toprak vatan değildir. Eğer vatan denen şey kupkuru dallardan, taşlardan, ekilmemiş alanlardan, çıplak ovalardan, kentlerden, köylerden oluşmuş olsaydı onun zindandan hiçbir farkı olmazdı"
"Ağaç, çiçek ve yeşillik medeniyet demektir. Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör insan bile yeşillikler arasında olduğunu fark etsin..... Son arzum yeşillik ve ağaçtır. Fakat yaz ve kış yeşil olan ağaçlar arasında olmaktır. Son arzum, vasiyetim gerek ziraat ve gerek memleketin servet ve sıhhat-i umumiyesi nokta-yı nazarından ehemiyet-i muhakkak olan ormanlarımızı da asrî tedavi ile üst seviyede bulundurmak, temsil etmek ve azamî ifade ile temin etmek esas düsturlarımızdan biridir."
Kemal Ataturk
----------------------------------------------
ATATURK VE KOYLU KADIN
Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.
Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
-Merhaba nine
Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
-”Merhaba” dedi.
-”Nereden gelip nereye gidiyorsun?” Kadın şöyle bir duraklayıp,
-”Neden sordun ki”, dedi. “Buraların saabısı mısın?
Yoksa bekçisimi?”
Paşa gülümsedi.
-"Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar
Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir.
Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?” Kadın başını salladı.
-Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey,
otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da....
Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü.Memleketi gavurdan kurtaran kişiyibir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum.Rüyalarıma girdi Gazi Paşa.Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldıAngaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimdenişte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
-Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?
Kadını birden yüzü sertleşti.
-Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı.Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de GaziPaşayı bulacağım yeri deyiver.
Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu,çok duygulandığı her halinden belliydi.
Bana dönerek, Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...
Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim.
Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen,
seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü.
Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı.
Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü.
Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı.
Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri.
Bunu Atatürk'e uzattı;
-Tek ineğimiN sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.
Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
-Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.

----------------------------
Dünya basını arkasından neler söyledi?
AFGANİSTAN
O büyük insan yalnız Türkiye için değil, bütün doğu milletleri için de en büyük önderdi.
Emanullah HAN
Afgan Kralı

ARNAVUTLUK
Bu Türk Milleti yastadır. Çünkü yeni Türkiye’nin yaratıcısı olan eşsiz şefini kaybetmiştir.
Stipsi Gazetesi

AVUSTURYA
Büyük düşüncelerin adamı, bir devlet mimarıydı.
Neue Freie Presse, Viyana
————————
Atatürk öyle bir insandır ki, hayali değildir. İstediğini bilir, bildiğini yapar, yapamayacağı bir şeyi de istemez.
KRIPPEL
Avusturyalı Heykelci

BELÇİKA
Atatürk, yirminci asrın en büyük gerçeğini yaratan adamdır.
Kopenhag-Nasyonal Tidende
————————
Milletine bu kadar az zamanda bu ölçüde hizmet edebilen tek devlet adamı Atatürk’tür.
Libre Belgique gazetesi

BULGARİSTAN
Hiçbir memleket, yeni Türkiye’nin Ata’sı tarafından başarılan kadar güçlü, hızlı  ve kökten bir yenilik hamlesine erişmemiştir.
Bulgar Dness Gazetesi

ÇİN
Mustafa Kemal yeni Türkiye’nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir toplumdan yepyeni, güçlü bir millet yaratmış, eşsiz kişiliğiyle kendini herkese saydırmış, enerjisiyle herkesi kendine inandırmıştır.
Ma Shao-Cheng
Yazar

DANİMARKA
Atatürk, şahsiyet ve yeteneğin dev gibi bir simgesi idi, O, yirminci yüzyılın en görkemli olayını yaratan adamdı.
National Tidence Gazetesi

FİNLANDİYA
Atatürk, olağanüstü nitelikte bir devlet adamı, savaş sonrası dünya tarihinin en önemli simalarından biri idi.
Hufvud Stadbladet Gazetesi

HİNDİSTAN
Dünyanın yetiştirdiği en büyük insanlardan biri.
Star of India
————————
Atatürk, yalnız Türk Milleti’nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O’nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.
Bayan Sucheta KRIPALANI
Hint Parlamento Heyeti Başkanı

İRAN
Atatürk gibi insanlar bir nesil için doğmadıkları gibi belli bir devre için de doğmazlar. Onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerin tarihinde hüküm sürecek insanlardır.
Tahran Gazetesi
————————
Atatürk yalnız kahraman milletinin büyük bir Şef’i olmakla kalmamıştır. O, aynı zamanda insanlığın da en büyük evladı olmuştur.
İran Gazetesi


İSRAİL
Dünya, çağımızın en dikkati çekici adamlarından birini kaybetti.
Palestine Post
————————
Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkilapcı olmuştur.
Ben Gurionİsrail Başbakanı

İSVEÇ
O olmasaydı modern Türkiye olmazdı. O’nun sayesinde Türkler, O’nun olağanüstü eserini izleyebilecekler ve zaten dünyaca pek yüksek olan onurlarını daha fazla yükseltebileceklerdir.
Nya Dagligt Gazetesi

İSVİÇRE
Türkiye’yi yaratan, tarihimizin bu en Büyük Adam’ını başımı en derin hürmetle eğerek selamlarım.
Profesör MORRF
————————
Yalnız bir asker değil, aynı zamanda yüzyılımızın bir daha göremeyeceği bir dahi idi.
Profesör SEKRETAN



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder